Difteri

Halk arasında “kuşpalazı” olarak bilinir. Eskiden özellikle çocuklar için çok tehlikeli bir hastalık idi. Günümüzde aşılama sonucunda çok az vaka görülmektedir ve eski önemini kaybetmiş bulunmaktadır. Hastalık genellikle solunum yoluna yerleşen mikroorganizmalarla oluşur. Bazen cilt yerleşimi de olmaktadır ancak nadirdir. En sık geçirildiği yaş erken çocukluk dönemidir (2-5 yaş). Bir kez geçirildikten sonra kalıcı bağışıklık oluşur. Çok nadiren ileri yaşlarda tekrarlayabilir. Tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabilir.

Genellikle hafif ateş yüksekliği

Genel durum bozukluğu

Boyun ve çevresindeki lenf bezlerinde şişkinlik

Nefes almada zorluk

 Çarpıntı

 Burun akıntısı

 Ses kısıklığı

 Halsizlik, yorgunluk

Difterinin etkeni Corynobacterium difteri adlı bir bakteridir. Kişiden kişiye bulaşan bu bakteri bulaştığı kişide solunum yolunda üremeye başlar, kana geçmez, ancak toksinleri kana karışır. Hastalık bakterinin salgıladığı toksinlerle meydana gelmektedir. Bu toksinler sinir, kalp kası ve böbrek dokusunu hedef alır ve bu dokularda tahribata sebep olur. Dolayısıyla sinirlerde felç, böbrek ve kalp tutulumu olabilmektedir.

Aşısız bir topluluğun olması, bu hastalığa yakalanmış kişilerle temas, 2-5 yaş arasındaki çocuklar ve hijyenin kötü olması difteride risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Difteri toksinin kana karışması klinik olarak hastalığı ortaya çıkarır. Toksinler ilave olarak birçok komplikasyona yol açabilir. En sık görülen komplikasyonlar bölgesel felçler (özellikle yumuşak damak felci gibi), kalbin sinir sisteminde arızalarla aritmi, kalp kası yıkımı (myokardit), zatürre ve solunum yetmezliği olarak sıralanabilir.

Özellikle küçük çocuklarda boğulma riskine karşı dikkatli olunmalı ve hekime başvurmakta acele edilmelidir. Akut tonsilit ile karıştırılabildiği için belirtiler iyi tarif edilmelidir. Doktorun doğru tanı koyması için bu önemli olabilir. Evde başka hassas kişi varsa bulaştırmamak için hijyene önem verilmelidir.

Difteri, tedavisine acil başlanan bir hastalıktır. Tanı; hikaye, fizik muayene ve gerekirse ek laboratuvar testleri ile konulmaktadır. Boğazda asimetrik, gri, yapışkan bir membranın varlığı, büyümüş lenf nodları ve yumuşak doku şişliği ile birlikte hastanın toksik görünümlü oluşu kolayca difteriyi teşhis ettirebilir. Ses kısıklığı ve hırıltılı solunumun varlığı laringeal hastalığı düşündürür. Bu tablo tek taraflı yumuşak damak paralizi ve eksudayla birlikteyse difteri kuvvetle muhtemeldir.

Laboratuvar teyidi özellikle karar verilemeyen hafif olgularda yapılmalıdır. Gram boyama fazla yardımcı olmasa da boğaz ve cilt lezyonlarından yapılan metilen mavisi boyamalar iyi incelenirse yardımcı olabilir. Boğaz kültürü de tanıya yardımcı olur.

Tanı konulduktan sonra acilen tedaviye başlanmalıdır. Tedavide antibiyotik verilmesi esastır. Böylece bakterilerin daha fazla toksin salgılaması önlenir. Ayrıca kan dolaşımına karışmış olan toksinleri bertaraf etmek için difteri serumu uygulanmalıdır. Antibiyotik tedavisinde penisilin iyi bir seçenektir ancak direnç olduğu biliniyorsa etkili başka bir antibiyotik seçilmelidir. Özellikle çocuklarda boğazda oluşan ve nefes yolunu tıkayabilen  gri renkli zar uygun şekilde doktor tarafından alınır.

Difteri olan hasta ilaçlarını tarif edildiği şekilde kullanmalı ve dinlenmelidir. Tedavinin ilk üç gününde bulaşma riskine karşı dikkatli olmalıdır. Özellikle gelişebilecek komplikasyonlara karşı dikkatli olmalıdır.  Çevrede aşısız kişiler varsa onlar da aşılanmalıdır.

İlgili Uzmanlarımız



İlgili Uzmanlarımız
Uzm.Dr.Mustafa AYDOĞDU
(İç Hastalıkları Uzmanı)

Uzm.Dr.Hikmet ŞENDAĞ
(İç Hastalıkları Uzmanı)

Prof. Dr. Reha ERKOÇ
(Profesör Doktor)

İlgili Branşlar



İlgili Branşlar
İç Hastalıkları (Dahiliye)

SAĞLIĞINIZI YAKINDAN TAKİP EDİN!